‘Yazılar’ kategorisinde bulunanlar

Ekşi İtiraf

geçen hafta patronla yaptığımız 45 dakikalık bir görüşmeden sonra göğsümde garip sızı başlamıştı.yutkunmakla geçmeyen kocaman bir düğüm boğazıma gelip oturmuştu.
o gün patron durduk yerde beni odasına çağırınca işkillendim.kıl adamdır benim patron.sinsidir, sinamekidir, entrikaların en alasını çevirir.*
yaşlı kurt havadan sudan konuşarak asıl mevzu için girizgah yaparken, benim kafamdan şunlar geçiyordu.
“bayram değil seyran değil lavuk beni neden odasına çağırdı.kesin bi bokluk var ama dur bakalım”

yarım saat boyunca iç bunaltıcı sohbetine ve götümle bile gülmeyeceğim tuhaf esprilerine maruz kaldıktan sonra, çıkardı dilinin altındaki baklayı;

“coolier yönetim kurulu olarak aldığımız karar neticesinde, x hanımla artık çalışmayı düşünmüyoruz.aynı departmanda çalıştığın ve yakın arkadaşın olduğu için durumu önce sana aktarmak istedik.x hanımın yerine başka bir personel almayı düşünmüyoruz.kabul edersen tüm işleri sen devralacaksın.maaşında da iyi derecede bir artış öngörüyoruz.ne diyorsun?”

afallamıştım.reddetsem ben de işimden olabilirdim. zaten son zamanlarda iyice açılmıştım, kabul etmeme gibi bir lüksüm yoktu.ama bunca zaman birlikte çalıştığım arkadaşımın işine son veriliyordu.hem de geçen ay krediyle yeni bir araba satın almışken.kredi taksitlerini nasıl ödeyecekti? ne kadar işsiz kalacaktı? evlilik planları suya mı düşecekti? off amına koyayım şu iş dünyası ne kadar acımasızdı!

ay ortasına kadar kendisine bir şey söylemememi, herşeyi rutin akışına bırakmamı, kritik müşteriyle ilgili tüm detayları öğrenmemi istedi.ayın onbeşi demek daha on gün var demekti.on gün boyunca yüzyüze bakmak, arkadaşıma hiç birşey söylememek ve bu süre zarfında onun kuyusunu kazmak demekti.

on günlük süre dün akşam doldu ve arkadaşımın işine son verildi. benden istenilen herşeyi harfiyen uygulamış kimseye de tek kelime söylememiştim. benim dışında herkes şaşkındı.herkesin yüzünden düşen bin parçaydı.biz teselli etmeye çalıştıkça o sessiz sessiz ağlıyordu. çekmecelerini boşaltırken gözgöze geldik. hıçkırarak boynuma sarıldı “ben şimdi ne yapacağım coolier, bunca borcu nasıl ödeyeceğim” dedi. sustum. sarılıp teselli bile edemedim. kazık gibi dikildim karşısında. “sıkma canını.sana iş mi yok” gibi sikindirik laflar ederek sığ sularda gezinen vicdanımı susturmaya çabaladım.

bugün daha iyiyim. en azından artık kendime itiraf edebiliyorum.
“ben, işini kaybetme korkusuyla arkadaşını bir çırpıda harcayabilen korkak bir adamım. ben, maaşına yapılacak okkalı bir zam karşısında gözlerinde “$” işareti beliren paragöz bir adamım. ben, kapitalist düzenin esiri olmuş zavallı bir adamım”

(coolier, 17.03.2010 00:02 ~ 00:11)

Kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18498188

Sayılarla; Türkiye’deki eğitim, sağlık ve din:

zamaninda, su anda ulkemizin basbakani olan sahis bir siir okumustu ve “camiler kislamiz, kubbeler mihverimiz, minareler de sungumuzdur.” diye bagirmisti. mahkum oldu, yatti, cikti ve basimiza basbakan aman pardon basimam oldu… iste simdi de o zihniyete sahip kisiler tarafindan boyle bir proje ile karsimiza cikiliyor. yesil alanmis, sayfiye yeriymis, suymuy buymus onemli degil… isin din ve vicdan ozgurlugu ile alakasi yok. kimse kimseyi kandirmaya kalkmasin. bu kisilerin niyetleri belli. su son cikarilan tck’daki hukumlere bile bakmak bunun icin yeterli. mesela artik kuran kurslarinin -olmayan- denetimi tamamen kaldirildi. sonra imam hatip liseleri ile ilgili olarak yapilmaya calisilan duzenlemeler de ortada… neyse konuyu dagitmayayim…

simdi turkiye genelinden, istanbul’a dogru sayilar ile yavas yavas gelelim. yapilmaya calisilan seyin daha dogrusu sacmaligin vehameti daha da net bir sekilde ortaya cikacaktir.

buyrun:

egitim kurumlari icin (turkiye geneli):

derslik basina dusen ogrenci sayisi: 56
okula devam etmeyen cocuk sayisi: 600.000 (sadece istanbul’ da bu rakam 23.000)
calisan cocuk: 3.5 milyon.
egitimli gencler arasinda issizlik orani: % 29.4
egitim butcesinden bir okula dusen pay: 105 ytl.
ortalama ogretmen ucreti: 330 dolar (550 ytl).
okuryazar olmayan kadinlarin sayisi: 9 milyon.
gayri safi milli hasiladan egitime ayrilan pay: % 2.2.
butceden egitime ayrilan pay: turkiye dunyada 105. sirada.
sinif tekrari yapan ogrenci sayisi: 560.000
kisi basina yapilan egitim harcamasi: 70 ytl.
egitim yatirimlarina ayrilan pay: 650 milyon ytl.
ikili egitim yapan okullarin sayisi: 11.000
birlestirilmis sinifta egitim yapan okul sayisi: 17.000

saglik kuruluslari icin (turkiye geneli):

hastane sayisi: 1.156
saglik ocagi sayisi: 6.300
toplam saglik kurulusu sayisi: 7.456
hastanelerin toplam yatak kapasitesi: 189.000
pratisyen ve hekim sayisi: 20.848
toplam saglik personeli (ezcaci, laborant vs): 21.092

kisaca: yaklasik her 60.000 kisiye bir hastane, her 400 kisiye bir yatak, her 3.500 kisiye de bir doktor dusuyor.

camiler icin (turkiye geneli):

cami sayisi: 77.151 (ki ulke genelindeki bu camilerin 1.424 adedi mevsimlere gore aciliyormus. 2.919 tanesi ise sadece ramazan boyunca acik tutuluyormus. yani yaklasik 5.000 cami yilin buyuk bir bolumunde -11ay kadar- kapali.)
cami personeli sayisi: 66.356 (kadrolu), 10.795 (kadrosuz)
toplam cami kapasitesi: ~26.000.000
toplam din adami sayisi: 88.563 (kadrolu)
diyanet isleri 2005 yili butcesi: 1.12 milyar ytl

kisaca: yaklasik her 353 kisiye bir cami, her 295 kisiye de bir din adami dusuyor. baska bir deyisle her bir saglik kurulusu icin 70 adet camimiz, her doktor icin 4 adet din adamimiz var. ulke genelindeki cami kapasitesi toplam hastane (yatak) kapasitesinin tam 140 kati. ya da egitim yatirimlarina ayrilan paranin iki kati para diyanete butce olarak ayrilmis… ne guzel!!! ne hos!!!

ulke geneline bakildiginda din adina yapilan sacmaligin vehameti ortada. hastane veya egitim kurumlarina verilmeyen onemin misli ile camilere ve din personeline yatirildigi acik… ki daha imam hatiplere, kuran kurslarina, tarikat okullarina, seyhlere veya yesil sermayeye deginmedim bile. buradaki somuruyu anlayamiyor muyuz acaba?

simdi baska bir ulkeye daha uzanayim. iran’dan bahsedeyim biraz… bilindigi gibi iran seriat ile yonetilen bir ulke. turkiye ise laik ve demokratik bir ulke. peki simdi kisi basina dusen cami sayisi goz onune alindiginda turkiye’de iran’dakinin uc kati fazla cami var dersem tepkiniz ne olur? sasirdiniz degil mi? ama ne yazik ki gercek. valla iran’dakiler muslumaniz diye gezmesinler ortada. evet arastirinca ortaya cikiyor her sey…

sonra gene iran’da kultur bakani cikip daha cok camiye degil daha cok okula ihtiyacimiz var diye devlet adina aciklama yapiyor. ama ayni seyi bizim kultur bakanimizdan beklemek saflik olur… zaten kultur bakani surekli uyuyor, uyumadigi zamanlar da ise ne tur cok “gerekli” islerle ugrastigi ortada… o da ayri bir konu ya konuyu dagitmayayim simdi.

bu sefer de hani su girmek icin yanip tutustugumuz ab var ya ona bakalim. acaba orada durum nasil? mesela nufusu yaklasik 82 milyon olan almanya’da saglik ocaklari da dahil yaklasik 70.000 adet saglik kurulusu varmis. buna karsilik kilise sayisi ise sadece 8.000. 60 milyon insanin yasadigi fransa’da ise toplam saglik kurulusu sayisi yaklasik 60.000 iken kilise sayisi sadece 9.000. (ki bu kilise denen yere her yastan, her cinsten insan gidebiliyor. camiye ise genellikle sadece belli bir yas araligindaki erkekler gidebiliyor. ayrica islama gore evde veya kapali herhangi bir yerde de ibadet yapilabilmektedir.)

gelelim istanbul’a…

toplam okul sayisi: 2.283
toplam ogrenci sayisi: 2.175.768
toplam ogretmen sayisi: 92.638
toplam universite sayisi: 22
toplam universite ogrencisi: 170.192
toplam ogretim gorevlisi: 12.987

toplam hastane sayisi (hizmet binalari ile birlikte): 323

peki camiler?

toplam cami sayisi: 2.982
toplam cami kapasitesi: ~2.000.000

hedefi biraz daha kucultup kadikoy’e gelelim:

kadikoy’deki toplam cami sayisi: 99
goztepe parki’na yurume mesafesindeki cami sayisi: 3

goruldugu gibi istanbul’da da bir sey degismiyor. adim basi cami var. ve gene cami sayisi okul ve hastane sayisindan fazla… hatta hastane ve okul sayisinin toplamindan bile fazla…

yani asil neye ihtiyac oldugu ortadadir. tabii bir de artik kalmayan yesil alanlarin korunmasi zorunlulugu vardir ki onemi kelimeler ile ifade edilemez.

simdi olayin diger bir kismina gelelim ve ortadaki sacmaligi iyice anlayalim.

bilindigi uzere yakin bir tarihte istanbul’da buyuk bir deprem bekleniyor. yuzbinlerce ve hatta milyonlarca olum olacagindan bahsediliyor… yetkililer uyariyor…

peki olasi bir depremden daha az etkilenemek icin neler yapilmali? mesela yapilar guclendirilmeli degil mi? dunya bankasi adina yapilan arastirmalara gore istanbul’daki 2.283 okulun -ki hergun yaklasik 2.5 milyon insan (cogu cocuk) girip cikiyor iclerine- 686′sinin acil olarak takviye edilmesi gerekiyor. peki hastanelerde durum ne? 323 adet hastane binasinin 279′inin acil olarak guclendirilmesi gerekiyor… gerci hastane ve okullar yikilsa fena da olmaz ki… yerlerine cami yapariz degil mi? belki oyle dusunuyorlardir.

ama mantik ve akil kurallari cercevesinde dusunuldugunde saniyorum belediyelerin veya hukumetlerin yesil alanlara cami kondurmak disinda yapacak veya para harcayacak daha onemli seyleri olsa gerek sonucuna varabiliyorum. ama gerci cami yapip, buyuk istanbul depreminden sonra olenlerin arkasindan dua okumak veya cesetleri musalla tasina yatirip yikamak icin daha fazla camiye ihtiyacimiz var diye dusunuyor olabilirler. ama ben buna baska bir sey derim… (ama icimden diyebiliyorum sadece.)

sonuc: birakin goztepe parkina, herhangi bir yere bile fazladan bir cami daha kondurmanin, camiler icin para harcamanin hicbir mantikli aciklamasi olamaz. hele hele egitim icin ayrilan butceden okul basina yillik 150 ytl dusen ulkemizde, bir de 70 kusur bin caminin elektiriginin, suyunun -ki cami basi ayda en az 50 ytl demektir- devlet tarafindan odenmesi sac bas yolduracak bir gercektir. ki goztepe parkina gelirsek birakin camiyi oraya hicbir bina yapilmamali. gerci bu zihniyet orman alanlarini da satmaya kalkmisti. islamin rengi yesil ama dogal yesile karsi bir allerjileri var galiba. kisaca ortadaki akil ve mantik disi yaklasim, din somurusu ve hatta kotuluk (ah keske baska kelimeler kullanabilseydim) daha da net bir sekilde ortaya cikmaktadir.

yazida gecen sayilara ve kaynaklara ulasmak icin:

(bkz: turkiye de her 353 kisiye bir cami dusmesi/@niketese)

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/tanitimistatistik.asp

http://www.guardian.co.uk/world/2001/sep/25/afghanistan.terrorism25/print

http://www.farsinet.com/news/oct99wk3.html#minister

http://www.yapirehberi.net/haberlermayis03-1.htm

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=149208

http://www.ntvmsnbc.com/news/213792.asp?0m=-1hx

http://dosya.hurriyetim.com.tr/istanbuldepremi/hasdep.asp

http://www.sabah.com.tr/2004/06/15/gnd101.html

http://www.sabah.com.tr/2004/11/12/cp/gnc101-20041024-102.html

(niketese, 21.09.2005 06:24 ~ 04.10.2005 05:56)

Tarihin 2005 olduğuna ve bu uçurumun arttığına da dikkat çekmek lazım.

Kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=8231382

Emin Gürses

“silahlı terör örgütüne üye olma, tc hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme” iddiaları ile yargılanıyordu. hakkında 35 yıla kadar mahkumiyet istenmişti.

tutuklanmasının üzerinden neredeyse iki yıl geçtikten sonra sessiz sedasız tahliye edildi.

aslında ergenekon terör örgütü falan hikaye. o “akp’nin hoşuna gitmeyen işler yapma” suçunu işlediği için yattı, cezasını çekti, çıktı.

bunu nereden mi anlıyorum? adam tutuklandığında demediklerini bırakmadılar. her gazetede haberleri çıktı, terör örgütü üyesi diye fişlendi. daha yargılaması bile başlamamıştı ama örgüt şeması falan derken halkın önünde hüküm giydi/giydirildi. resmi olarak hüküm giymemişti ama ünvanları gitti, işi gitti, ailesi kepaze oldu, parası gitti, zamanı gitti… şimdi tahliye oldu… peki bunların hesabını kim verecek? kimse! ve hatta bakın tek bir gazetede haberi bile çıkmayacak. ne de olsa her şey hukuka uygun işledi. yersen!

ama mesaj yerini buldu. akp’ye karşı gelme, hukuk falan hikaye hapis yatarsın, paranı, işini, aileni, kariyerini, ünvanlarını, güvenilirliğini kaybedersin, tüm bunların karşısında da hakkını arayamazsın, böyle dımdızlak ortada kalırsın denmek isteniyordu, dendi. umarım emin hoca pes etmez. onu anlayan ve bilen insanlar da var.

diğer ergenekon sanıkları için de bu böyle. bakın göreceksiniz zamanı gelince mustafa balbay, mehmet haberal, ergun poyraz ve diğerleri de sessiz sedasız tahliye edilecek.

peki gazetelerde krokiler, şemalar, terör eylemleri, dinleme kayıtları falan derken her bir boku yayınlayıp halkın önünde bu insanlara hüküm giydirenler bu tahliyeleri haber yapacak mı? tabii ki hayır. bu şerefli haysiyetli bir şey mi?

artık uyanın!
(niketese, 30.01.2010 11:09 ~ 11:12)

Kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18013630